Özel eğitime ihtiyacı olduğunu düşündüğüm çocuğum var ne yapmam gerekiyor?

Öncelikle çocuğunuzun özel eğitim ihtiyacı olup olmadığını belirlemek için sağlık kurulu raporu vermeye yetkili bir hastanenin çocuk psikiyatrisi bölümünde tıbbi tanılama sürecine girmesi gerekiyor. Burada, özel eğitime ihtiyacı olduğuna karar verilirse size bir rapor hazırlanacaktır. Bu raporla bulunduğunuz ilçenin Rehberlik ve Araştırma Merkezine başvurarak destek eğitim raporu almalısınız. Destek eğitim raporunu aldıktan sonra istediğiniz herhangi bir özel eğitim kurumundan destek eğitim alabilirsiniz.

Çocuğumun özel eğitim hizmetinden faydalanabilmesi için ücret ödemem gerekiyor mu?

Sosyal güvencesi olsun veya olmasın tüm bireylerin özel eğitim hizmeti Milli Eğitim Bakanlığı tarafından karşılanmaktadır. Sizden herhangi bir ücret talep edilmemektedir.

Hafif mental retardasyon tanısı olan ancak eski hastane raporunda atipik bozukluk tanısı olan (birbiriyle çelişen iki ayrı ÖSKR) bireyler için nasıl işlem yapılmalıdır?

Birbiri ile uyuşmayan birden fazla özürlü sağlık kurulu raporlarına itiraz amacıyla İl Sağlık Müdürlüğüne müracaatta bulunulur.

Çocuğumda sorun olduğunu nasıl anlarım?

Çocuğunuz yaşıtlarından belirgin olarak farklılık/gerilik gösteriyorsa; 6 yaşında ama 3 yaşında gibi davranıyor, yaşıtları örneğin: renkleri öğrenmesine rağmen hala öğrenemedi, 2. Sınıfa gidiyor ama hala okuma-yazmayı öğrenemedi diyorsanız ve benzeri diğer sorunları yaşıyorsanız vakit geçirmeden çocuğunuzun psikiyatri doktorundan veya rehberlik araştırma merkezlerinden değerlendirilmesini isteyiniz.

Eğitim alabilmek için çıkaracağım raporlar ileriki yıllarda sorun teşkil eder mi?

Devlet hastanesi ve rehberlik araştırma merkezinden alınan raporlar çocuğunuzun özel eğitim alabilmesiyle alakalı olup iş ya da askerliğe mani değildir.

Özel eğitime ne zaman başlanmalıdır?

Özel eğitime gereksinimi olan bireyin eğitimine tıbbi tanılama süreci tamamlandıktan hemen sonra hiç vakit kaybedilmeden başlanması en uygun olanıdır. Tıp alanında geçerliliği olan “erken tanı, hayat kurtarır” sözü özel eğitim alanı içinde geçerlidir. Bireyin bireysel farklılıklarını belirlemek ve buna uygun eğitim programını bir an önce hazırlayıp uygulamaya geçirmek bireyin eğitim ve öğretim hayatında daha hızlı ve daha kısa sürede yol almasına olanak tanıyacaktır. Aynı zamanda erken eğitim ailelerin, çocuklarının ihtiyaçlarının zaman kaybetmeden farkına varmaları ve çocukları için gerekli eğitim ortamlarını hazırlayabilmeleri açısından da büyük önem taşımaktadır.

Konuşma terapisine ne zaman başlanmalıdır?

Özel eğitim alanında olduğu gibi bu alanda da erken tanı çok önemlidir. Ailede yer alan diğer bireylerin geç konuşması, bazı şeylerin gerçekleşmesinin beklenmesi gibi tanı ve terapi sürecinin gecikmesine yol açacak nedenlerden uzak durup hızlı hareket edilmesi gerekmektedir. Ayrıca konuşma terapisine başlamak için bireyin bazı becerilere sahip olması gerektiği doğru değildir. Özel eğitim ve konuşma terapisi aynı zamanda başlamalı ve beraber devam etmelidir. 

Otizm nedir?

Otizm, şiddeti ve semptomları azalarak da olsa hayat boyu devam eden bir problemdir. Bu problem çocuğun sosyal hayatını, iletişim becerilerini ve davranışlarını olumsuz yönde etkilemektedir. Ortaya çıkan tablonun şiddeti ve problem davranışların bir araya gelme şekli her çocukta farklıdır.

Otizmin nedeni nedir?

Otizm doğuştan gelen ve hayatın ilk iki yılı içinde ortaya çıkan bir problemdir. Oluş nedeni halen net olarak bilinememektedir.

Ancak bazı araştırmacılar çevreden gelen uyarıcıların işlendiği beyin bölgelerinde fonksiyonel bozukluklar olduğundan üstünde dururken, diğer araştırmacılar da vücuttaki kimyasal maddelerin salgılanışındaki dengesizliklerle ilgili durumları sebep olarak ileri sürmektedirler. Diğer yandan genetik çalışmalar yapan araştırmacılar da problemi bu yönden açıklamaya çalışmaktadırlar. Ancak genel kanı, bu problemin birden çok sebebin bir araya gelmesiyle oluştuğu şeklindedir. Yanlış anne baba tutumundan kaynaklanmadığı bilinmektedir.

Otizmin biyolojik nedenleri nelerdir?
Özellikle belli gen bölgelerindeki polimorfizm, mutasyon vs. gibi değişimlerin sorumlu olduğu beyin değişiklikleri ön plandadır (Genetik). Temporal lob, beyincik, bazal ganglia ve belli alt bölgeleri üzerine yapılmış ve yapılmakta olan çok sayıda çalışma mevcuttur. Saptanan belli özellikler dışında kesin odak ve bozulma henüz aydınlatılamamıştır. Konjenital kızamıkçık, fenilketonüri, tuberoz skleroz, frajil X gibi nörobiyolojik ve genetik hastalıklarda YGB görülebilmesi biyolojik doğasına kanıt sunar.

Otizmin psikososyal nedenleri nelerdir?
20. yüzyıl başlarında, çocuklarına yetersiz ilgi gösteren ebeveynler bu bozukluğun ortaya çıkışında sorumlu tutulmuştur. Fakat bu teori daha sonra desteklenmemiştir. Çocuktan gelen ilişki arayışı davranışının belirgin derecede düşük oluşu ve buna karşılık olarak ebeveynlerin azalmış ilgileri bu tip teorilerin gelişiminden sorumlu olabilir. Ayrıca, ciddi çocuk ihmali vakalarında “tepkisel bağlanma bozukluğu” denen çocuğun iletişim aramama davranışı ve dil gelişimindeki gecikmeler YGB’ ye benzer bir tablo oluşturabilmektedir. Fakat bu vakalar tedaviden çok hızlı bir yarar görürler.

Otizmin belirtileri nedir?

Göz kontağı kurmamak, seslendiğinizde dönüp bakmamak, sanki işitmiyor gibi davranmak ,
yaşıtları ile uygun ilişki kuramamak, birlikte oynamamak, tek başına olduğu etkinlikleri tercih etmek, başka bir dünyadaymış gibi davranmak olaylara, başkalarının sevinç ve üzüntülerine tepkisiz kalmak, kendi duygularını paylaşmamak, toplum kurallarını anlama ve uygulamada güçlük çekmek, başkalarının yüz ifadelerini anlamamak, konuşmada gelişememek, gecikmek veya zorlanmak, garip ve manasız, tekrarlayıcı, basmakalıp ve tekdüze konuşmak, karşılıklı konuşmayı başlatamamak veya devam ettirememek, beden dilini, jest ve mimikleri, anlamada, kullanmada zorluk çekmek ve taklit becerilerini kullanamamak, duyuları farklı algılamak, örneğin; sese, ışığa, dokunmaya olağandışı tepki vermek ve tehlikeyi algılayamamak. Çoğu zaman tek ve sınırlı bir ilgi alanına sahip olmak, bir konu ya da bir nesneye odaklanıp diğer hiçbir konuyla ilgilenmemek, değişikliklere direnç göstermek, günlük yaşamındaki alışkanlıklarına aşırı bağlı olmak,
Sallanmak, kendi etrafında dönmek, el parmaklarını gözünün önüne getirip oynatmak, el kol çırpmak gibi anlamsız yineleyici hareketler yapmak, oyuncakların dönen parçalarına, açılır kapanır kapılara, hızlı dönen nesnelere aşırı bağlanmaktır.

Asperger sendromu nedir?

Asperger Sendromu, otizme benzeyen bir yaygın gelişimsel bozukluktur. Bu sendromu, otizmden ayıran en önemli fark zekâ ve dil gelişimlerinin normal düzeyde olmasıdır. Asperger Sendromu olan çocuklarda iletişim kurmada ve sosyal ilişki kurmada güçlükler yaşanır. Hayali ve yaratıcı oyun üretemezler. Bu çocuklar çok sınırlı konularda aşırı bilgi sahibi olabilirler. Mekanik oyuncaklara çok düşkündürler

Hiperleksi nedir?

Otistik çocuklar yazılara ve rakamlara karşı özel bir ilgi duyarlar. Bazı otistik çocuklar henüz 3 yaşındayken yazıları okumaya başlarlar. Ancak bu ilk zamanlarda anlamlı bir okuma değildir. Bu gelişmiş okuma yetisine “hiperleksi” denir.

Otistik çocukların %10-20’si hiperleksiktir. Okuma yetisi eğitimde kullanılabilir ancak sosyal yönden desteklenmesi gereklidir.

Mutizm (seçici konuşmazlık) nedir?

Çocuğun normal olarak konuşabilmesine rağmen, ev dışındaki sosyal ortamlarda konuşmaması durumudur.

Bunun oluşum nedenleri arasında çocukluk dönemi depresyonu, aşırı titiz ve katı anne-baba tutumları ve ayrılık kaygısı olabilir.

Çocuğumun otizmli olduğundan şüpheleniyorum. Ne yapmalıyım?

Vakit kaybetmeden bir an önce bir çocuk doktoruna daha sonra da hastanelerin Çocuk Psikiyatrisi ya da Çocuk Ruh Sağlığı bölümlerine başvurunuz ve çocuğunuzun bir çocuk psikiyatristi tarafından değerlendirilmesini sağlayınız. Bazı çocuklarda 6-12 ay arasında otizmin ilk belirtileri görülebiliyor. Eğer çocuğunuz otizm ya da herhangi bir YGB tanısı alırsa erken müdahale programları yürüten kurumlara başvurunuz. Ayrıca otizm ve yaygın gelişimsel bozukluklar konusunda çalışan sivil toplum örgütleri, kurum ve kuruluşlara başvurarak hem otizmli çocukların özelliklerini ve gereksinimlerini hem de bu konuda hizmet veren kurumları öğreniniz. Otizm platformu, ülkemizdeki dernek ve vakıfların oluşturduğu bir platformdur. Platformun web sayfası adresi: http://www.otizmplatformu.org tur, platformu oluşturan diğer dernek ve vakıfların web sayfalarına da aynı adresten ulaşabilirsiniz.

6 yaşında, etrafındaki kişilerin söylediği sözcükleri ya da televizyonda gördüğü bazı reklamları, işittiği bazı şarkıları sürekli tekrar ediyor. Ona bir soru sorduğum zaman, bana yanıt vermek yerine sorduğum soruyu tekrar ediyor. Bunu neden yapıyor?

Bu davranışları ekolali denir ve ekolali otizmli çocukların tipik iletişim özelliklerinden birisidir. Kendi söylediği sözcüklerin anlamını bilmese de çocukta ekolalik konuşma olması iyi bir şey olarak kabul edilir. Çünkü bazı çocuklar konuşmayı ekolali ile öğrenir, ekolali ile iletişim kurarlar.

Bazı aşıların otizme yol açtığı söyleniyor. Bu nedenle çocuğuna aşı yaptırmayanlar bu endişelerinde haklı mı?

İçinde civa olan bazı aşıların otizme yol açtığı konusunda henüz tam ispatlanmamış görüşler var. Ancak anne babanın aşının olumsuz etkilerinden çekinerek çocuğa aşı yaptırmaması, çocuğun yaşamını, aşının ortaya çıkaracağı risklerden daha büyük risklere atabilir.

Otizm tanısı alan 4 yaşında olan çocuğum sadece sıvı yiyeceklerle beslenmek istiyor. Katı hiç bir yiyeceği yemek istemiyor. Otizmli çocuklar neden bazı yiyeceklere takılıyorlar?

Bu iki nedenle olabilir. Birincisi otizmli çocuklar koku, tat ya da seslere aşırı duyarlılıkları olmasıdır. Çocuk yiyeceğin kokusuna ya da tadına çok duyarlıysa, tat ya da koku onu rahatsız edecek, ya da sese duyarlı ise salata gibi sert yiyecekleri yerken çıkan sesten çok rahatsız olabilecektir. İkinci neden de çocuğun bir şekilde tek bir yiyeceği yemeye alışmış olmasıdır ve bunun aşırı duyarlılıkla ilişkisi yoktur. Yemek istemediği yiyecekler için zorlanması çocukta ağlama, bağırma gibi öfke nöbetlerinin ortaya çıkmasına neden olabilir.

Otizmli çocuklar için erken müdahalenin çok önemli olduğu söyleniyor.1,5 yaşındaki çocuğun eğitimi olur mu?

Konuya ilişkin bilimsel araştırmalar yapılandırılmış, yoğun ve erken müdahalenin çocukların gelişimi ve davranışları üzerinde çok etkili olduğunu göstermektedir. Çocukların beyinlerinin gelişmesi için yapılandırılmış ve uzun süreli eğitime, yaşıtları ve yetişkinlerle anlamlı etkileşimler kurmaya gereksinimleri vardır. Bu nedenle 2-5 yaş arasındaki YGB tanısı almış çocukların tüm gün hiçbir şey yapmadan oturmaları ya da günlerini televizyon karşısında geçirmeleri çocuk için çok zararlıdır. Özellikle uygulamalı davranış analizi yöntemlerini temel alan eğitim programları erken dönemde uygulandığı zaman YGB nin pek çok belirtisi ortadan kalkmakta, eğitime ne kadar erken başlanırsa yararlar o kadar artmaktadır.

Bazı otizmli çocukların hep aynı kıyafetleri giydiklerini, farklı kıyafetler giydirilmek istendiğinde buna tepki verdiklerini duydum. Neden böyle davranıyorlar?

Otizmli bireylerin kendilerinden öğrendiklerimize göre yeni kıyafetler eskilere göre daha sert olduğu için aşırı duyarlığı olan çocukların canını acıtabiliyor. Otizmli çocuklar genellikle yumuşak giysilerle daha rahat ediyorlar. Özellikle giysilerin kolalanması, yumuşatıcıların çok kokulu olması çocukları rahatsız ettiği için yeni giysiler giymek istemiyor ve tek bir giysi kullanmak istiyor olabilirler

Otizmli çocukların eğitiminde uygulamalı davranış analizi tekniklerinin çok etkili olduğunu öğrendim. Uygulamalı davranış analizi nedir?

Uygulamalı davranış analizi (UDA), insan davranışlarının çoğunu öğrenilmiş olarak kabul eden ve davranışları, davranışın öncesi (davranışın ortaya çıktığı durum ve koşullar) ile davranışın sonrası (bireyin davranış sonunda neler elde ettiği) ile açıklayan davranışçı yaklaşımı temel alarak toplumsal açıdan önemli davranışları değiştirmeyi amaçlayan tekniklerin bütünü olarak tanımlanabilir. Bu tekniklerin otizmli çocukların yeni beceriler öğrenmesi ve problem davranışları üzerinde çok etkili olduğu bilimsel dayanaklı araştırmaların sonuçlarında gösterilmiştir. UDA teknikleri, bu konuda eğitim almış, öğretmenler, özel eğitimciler, psikologlar tarafından uygulanabilir. Anne babalar, bu teknikleri evde kullanmaları için cesaretlendirilir. Türkiye’de UDA üniversitelerin Özel Eğitim Bölümlerinde bir dönemlik ders olarak okutulmakta, bazı sivil toplum örgütleri, kurum ve kuruluşlar kısa süreli kurslar ile UDA tekniklerini öğretmektedirler. 2011-2012 öğretim yılında Anadolu Üniversitesi bünyesinde öğrenci alacak olan “Otizmde Uygulamalı Davranış Analizi Yüksek Lisans Programı” açılmıştır.

Otizmli çocuklar akranları ile birlikte genel eğitim okullarına (normal okullar) gidebilirler mi?

Erken yıllarda etkili eğitim alan otizmli çocuklar, akranları ile birlikte okul öncesi kurumlara (yuvalar ve anaokulları) ve ilköğretim okullarına gidebilirler. Bu uygulamaların başarılı olabilmesi için sınıf öğretmenlerinin otizm ve özel eğitim yöntemleri konusunda bilgili ve deneyimli olması ile anne babaların öğretmenler ile aktif işbirliği yapması gereklidir. Çocuğunuzun genel eğitim okullarına devam edip etmeyeceğine Rehberlik Araştırma Merkezleri’nde yapılan eğitsel değerlendirme sonrasında karar verilmektedir.

Çocuğumuza otizm tanısı konduğundan beri birden farklı tedavi ve terapi yönteminden söz edildiğini duyduk. Bize bazı diyetler önerildi, duyusal bütünleştirme diye bir yöntemden ve yunuslarla terapiden söz edildi. Bunların hangisinin etkili olacağını nasıl bilebilirim?

Otizm söz konusu olduğunda birçok yöntemden söz ediliyor. Bir tedavi, terapi ya da eğitim yönteminin ne kadar etkili olduğu o yöntemin etkisini araştıran birden fazla bilimsel araştırma yapılarak belirlenir. Sözü edilen yöntemlerin çoğu için, yöntemin etkili olduğunu gösteren bir dizi araştırma yapılmadığı görülmektedir. Ancak bu yöntemleri deneyen anne babaların söylediklerine göre bazı yöntemler bazı çocuklarda, bazı beceriler açısından olumlu sonuçlara yol açmıştır. Ancak en iyi tedavi, en iyi yöntem çocuğun özelliklerini temel alan yoğun eğitimdir.

Otizmi olan birey ne kadar ve ne sıklıkta eğitim almalıdır?

Dünyanın pek çok ülkesinde, otizmi olan bireylerin eğitim ortamları ve eğitim programları, bu bireylerin tam zamanlı olarak eğitim almalarını hedeflemektedir. Türkiye’de buna yönelik çalışmalar olmasına karşın, bu düzenlemeler henüz ihtiyacı karşılayacak nicelikte ve nitelikte değildir. Bu nedenle eğitim ortamları seçilirken, verilen eğitimin sıklığının ve sayısının yanı sıra, alınan eğitimin niteliğinin ve kalitesinin de aile tarafından göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Aileler, birey için düzenlenen eğitim programlarının içeriği, uygulanması ve sürekliliği gibi konularda eğitmenle eşgüdümlü çalışmalı ve kendilerini çocuklarının eğitimi konusunda sürekli yenilemelidirler.

Özel eğitimin içinde kimler yer almalıdır?

Özel eğitim dünyanın birçok ülkesinde “ekip işi” olarak ele alınır ve pek çok uzmanın bir araya geldiği, özel eğitime gereksinimi olan bireyin farklı ihtiyaçlarına cevap verecek bir ekip tarafından uygulanır. Öncelikle bu ekipte yer alması gereken bireyler şunlardır: özel eğitim uzmanı, özel eğitim uzmanı önderliğinde sınıf öğretmeni, aile bireyleri ve tıp doktorlarıdır. Bunlara ek olarak bireyin ihtiyacına göre konuşma ve dil terapisti ya da patoloğu, psikolog ve fizyoterapist de bu ekibin içinde yer alması gereken uzman personeldir. Ne yazık ki ülkemizde özel eğitim ve konuşma ve dil terapisi gibi alanlarda bu alanlarda eğitim almamış kişiler tarafından eğitim verilmektedir. Bu yüzden ailelerin eğitim verecek kişilerin uzmanlık alanlarını sorması çok önemlidir.

Otizm ve zihinsel engel bir arada bulunabilir mi?

“Otizm Spektrum Bozukluğu” olarak adlandırılan durum, geniş bir yelpazede yer almaktadır. Hiçbir otizmi olan birey diğerine benzer özellikler göstermemektedir ve bu yelpazenin herhangi bir yerinde bulunabilmektedir. Bazı durumlarda zihinsel engel  otizmin yanında yer alabilirken, bazı durumlarda yer almamaktadır. Daha önceden sıklıkla inanılan “otizmi olan bireylerin %75-80’i aynı zamanda zihinsel engellidir “ yargısı son yıllarda otizmi olan bireylere sözel testlerden ziyade görsel testlerin uygulanması daha sağlıklı sonuçların alınması ile gün geçtikçe geçerliliğini kaybetmektedir. Otizmi olan bireyin zihinsel engelinin olup olmadığına standart testlerden çok ölçüt bağımlı testler uygulanarak karar verilmelidir  ve bireyin özelliklerine ve performansına uygun eğitim programları hazırlanmalıdır.

Otistik mi, otizmi olan mı?

“OTİSTİK” terimi günlük yaşamda sıklıkla kullanılan bir terim olmasına karşın, dünya literatüründe “OTİZMİ OLAN” ifadesinin kullanımı gün geçtikçe yaygınlaşmaktadır. Bir bireyi otistik olarak tanımlamak o bireyin var olan diğer özelliklerini (çocuk olması, insan olması) göz ardı edip, sadece durumu ile tanımlamak anlamına gelir. Bireyi “otizmi olan bir birey” olarak tanımlamak ise; o kişiyi önce bir birey, daha sonra otizmi yaşayan bir kişi olarak tanımlamak anlamına geleceğinden, daha doğrudur.

Otizmi olan bireylerin neden konuşma ve dil terapisine ihtiyacı vardır?

Otizmi olan bireyler iletişim alanında problemler yaşarlar. Bireylerle iletişim kuramayan ve kendini ifade edemeyen birey bir takım davranış problemleri göstermeye başlar. Konuşma ve dil terapisinin amacı bireyin iletişim becerilerini arttırmak ve geliştirmektir.

Otizm ve zihinsel gelişim geriliği arasında bir bağ var mıdır?

Otizm veya yaygın gelişimsel bozukluk tanısı almış kişilerin içinde %70 gibi bir oranda belirli derecelerde zekâ problemi olanlara rastlanmaktadır. Bu tanıyı almış kişilerin yaklaşık %10-15’i normal veya normalüstü bir zekâya sahipken, %25-35’i sınır veya hafif zihinsel gerilik gösteren kısımda yer alır. Bununla beraber, otizm ve yaygın gelişimsel bozukluğun zekâ gelişimindeki zayıflıktan çok, kişinin dünya ile ilişki kurma becerilerindeki zayıflığa bağlanabileceği düşünülmektedir. Ancak dünya ile ilişki kurmamak zamanla kişinin zihinsel becerilerini köreltebilir.

Otizmin tedavisi var mıdır?

Otizm şu andaki bilgi ve yöntemlerle, tamamen tedavi edilecek bir problem değildir. Ancak uygun bir eğitim planı ve bazı durumlarda buna destek olacağı düşünülen ilaç tedavisi ile kişi kendi kapasitesi içinde mümkün olan en üst düzeye gelebilir. Ancak tedaviye başlarken çocuğun hangi noktaya varacağını kestirmek mümkün değildir. Bu yine çocuğun kendi probleminin şiddetine ve gösterdiği semptomların ne şekilde bir araya geldiğine olduğu kadar, aldığı profesyonel desteğin ve eğitimin kalitesine bağlıdır.

Tedaviden neler beklemeliyim? 

Sosyalleşmede düzelme/artış, dikkat fonksiyonlarında iyileşme, bilişsel işlevlerde gelişme, davranım problemlerinde azalma, dil becerilerinde artma, takıntılarda azalma, motor becerilerde artış, kendini ifade etme becerilerinde artış.

Başka alternatif tedaviler işe yarar mı? 
Diyet tedavisi, yunuslarla eğitim, at binme tedavisi, magnezyum, diğer eser element ve vitaminler, biyo-feedback vs. gibi alternatif yöntemlerin etkinliği bilimsel olarak gösterilememiştir.

Neden biz? 
Bu sorunun cevabı net olmasa da, burada özellikle genetik faktörler sorumlu görülmektedir. YGB tanılı bireylerin akrabalarında YGB ve sosyal iletişim zorluklarına daha sık rastlanmaktadır.
Otizmde yetiştirmenin bir etkisi var mı? 
Yetiştirmenin bozukluğun varlığına etkisi yok gibi görünmektedir. Fakat var olan problemi olumlu ya da olumsuz yönde etkileyebilir. Ciddi anlamda sosyal uyaran eksikliği ör, gün boyu TV seyretme problemi pekiştirebilmektedir.
Tanı artıyor mu? 
Bu alanda sosyal bilinç ve klinik başvurular artıyor. Tanı kriterleri daha hafif formları da kapsayacak şekilde genişliyor. Daha çok doktor YGB grubu bozuklukları daha yakından tanımaya başlıyor. Bu nedenlerle tanı oranları artıyor olabilir. Sayılan tüm nedenlerin yanı sıra sıklığında gerçek bir artış söz konusu olduğu düşünülmektedir.

Otizmde beyin filmi çektirmek gerekir mi? 
Beyin filmi, MR, beyin tomografisi, beyin haritası gibi görüntüleme yöntemlerinin YGB tanısında bir değeri yoktur. Fakat doktorunuzun; bilinen nörobiyolojik tanıların varlığından şüphelendiği, YGB’ ye ek başka bir patoloji olabileceğini düşündüğü vs. gibi durumlarda gerekli olabilir.

Otizmde kan tahlili gerekir mi? 
Yukarıdaki durumlara benzer durumlar dışında ve ilaç kullanımı varlığında belirli tetkikler istenmesi durumu dışında gerekli değildir.

Otizmin belirgin özellikleri nelerdir? 
Sosyal etkileşim, dil becerileri/ sosyal iletişim ve soyut algı/ imajınaysan alanlarındaki kısıtlılık dışında; sıklıkla, ciddi öğrenme güçlükleri, günlük işlerde aynılıkta yoğun ısrar etme, hareket eden cisimlere aşırı ilgi, görsel uzaysal becerilerde ve sıralı bellekte yüksek işlevsellik tekrarlayıcı/ stereotipik davranışlar, göz temasının az olması veya hiç olmaması, aşırı neşe, kızgınlık veya sıkıntı haricinde boş yüz ifadesi, diğer insanlar yokmuş gibi davranma, konuşulan kelimeleri tekrarlama (ekolali), mecaz kelimeleri/esprileri anlamakta güçlük, cümle kurarken bağlaçları/zamirleri (çünkü ve ben) yanlış kullanma, sesin volümünü ayarlama sorunu (bağırarak/çok sessizce konuşma), kokulara veya tatlara veya bazı kumaşlara karşı duyarlılık
otizme başka tanılar eşlik eder mi? 
Konjenital kızamıkçık, fenilketonüri, tuberoz skleroz, frajil X gibi iyi tanımlanmış nörobiyolojik hastalıklar, yaklaşık %10 oranında YGB ile birlikte bulunurlar. Ayrıca, dikkat eksikliği/hiperaktivite bozukluğu, mental retardasyon (zihinsel gerilik) (%30–60), epilepsi (%25); yanı sıra bozukluğun gidişi içinde sık duygu durum (moral) değişiklikleri ve obsesif-kompulsif bozukluk (takıntı bozukluğu) belirtileri gözlenebilir.

Otizmli çocukların yapamayacağı şeyler nelerdir? 
Genellikle; esnek çözüm gerektiren durumlar, bekleyebilme, başkalarının yüz ve beden ifadelerini anlama, anlamlandırma, ilişki başlatma, sürdürme, arkadaş edinme, soyut kavramları anlama, zekâsından beklenen oranda kendini ifade etme gibi durumlarda zorlanırlar.

Otizmli çocukların daha iyi yapacağı şeyler nelerdir? 
Genellikle; ezberleme, görsel-mekânsal bellek gerektiren işler; bazı çocuklar, erken yaşta okuma-yazma, belli teknik-kategorik alanlarda üstün yeteneklilik, sosyal ilişki gerektirmeyen bazı alanlarda (ör, elektronik aletler, bilgisayar vs.) başarı gösterirler.

Otizmde ilaç mutlaka gerekli mi? 
Tüm diğer tıbbi bozukluklarda olduğu gibi, akılcı ilaç kullanımında risk/yarar oranının bu bozukluklarda da gözetilmesi uygundur. Dikkat, bilişsel işlevler, davranış problemleri, takıntılar, keyifsizlik ve benzeri pek çok alanda ilaç tedavilerinin etkileri kanıtlanmıştır. Ek problemlerin varlığında ilaç tedavisine daha fazla ihtiyaç duyulmaktadır. Ek bir fayda beklenmediği ya da risklerin yüksek olduğu durumlarda ilaç tedavisi gerekmeyebilir.

Otizmde özel eğitim mutlaka gerekli mi? 
Her çocuk ve her yaş grubunun farklı kısıtlılık ve ihtiyaçları vardır. Genel bir değerlendirme ve tedavi planı geliştirme amacıyla özel eğitim uzmanının değerlendirmesi gerekir. Bu tanı grubundaki bozuklukların tedavisi özel eğitimdir. İlaç tedavileri eğitimi kolaylaştırmaya ya da eşlik eden sorunları ortadan kaldırmaya yöneliktir.

Nasıl yaklaşmalıyım? Ben ne yapabilirim? 
Problemin doğasını anlayarak, çocuğunuza uygun hedef, yöntem ve beklentileri doktorunuz ve özel eğitimcinizin işbirliğinde şekillendirmek; Eğitim yöntemlerini mümkün olduğunca düzenli ve sık olarak özel eğitim seansları dışında da uygulamak; Sosyalleşmesini artırıcı önlemler almak (ör, yuva); Çevresini imajinasyonu (soyut algı) artırıcı uyaranlarla zenginleştirmek; Sosyal iletişimi kısıtlayıcı, tekdüze uyaranları kısıtlamak (ör, televizyon); İşaret dilini kullanmayı teşvik etmek.

Otizme gelecekte başka problemler eklenir mi? 
Epilepsi gelişme riski özellikle ergenlik çağında artmaktadır (%25). Duygu durum bozuklukları ve bazı psikotik bozukluk sıklığı artabilmektedir. Bu konuda yeterli sayıda çalışma yoktur.

Başka çocuk yaparsak aynı durumla karşılaşır mıyız? 
Geniş anlamıyla yaygın gelişimsel bozukluk tanısına kardeşlerde rastlama oranı %2-4’dür. Kardeşinde “otizm” gelişme ihtimali yaklaşık %1’dir. Vakanın şikâyetlerinin ağırlığı arttıkça kardeşinde de benzer bozukluk görülme olasılığı artmaktadır.

Özel eğitim desteğine kaç yaşında başlanmalıdır?

Çocuğunuzun eğitsel ve tıbbi tanılaması yapıldığı anda yani farklı gelişim gösterdiği düşünüldüğünde vakit kaybetmeksizin özel eğitim desteğine başlanmalıdır. Özel eğitim desteğine başlamanın bir yaşı yoktur ancak bebeklik ve erken çocukluk döneminde başlamak(0-3,3-6) erken müdahale olduğundan çok önemlidir. Bununla beraber çocuğunuzun yaşı kaç olursa olsun özel eğitimden yararlanabilir.

Down sendromu bir kalıtımsal bir hastalık mıdır?
Down Sendromu bir hastalık değildir. İnsan metabolizmasındaki bir fazla kromozomun (47. kromozom) oluşturduğu özel bir durumdur. Down Sendromlu kişiler hasta değil; sıra dışı özel insanlardır. Down Sendromu, bulaşıcı ve kalıtımsal değil, genetik bir farklılıktır. 

Down sendromu tedavi edilir mi?

Down sendromu bir hastalık değildir. Genetik bir farklılıktır. Bir kromozom fazlalığı olduğu için herhangi bir ilaç veya ameliyat bunu ortadan kaldıramaz. Down sendromunu iyileştirecek veya yok edecek bir tıbbi tedavi yoktur. Tek yol eğitimdir.

İlk çocuğum down sendromlu ikinci çocuğum da down sendromlu olabilir mi?
Bu sorunun cevabı çocuğun kromozom değişiminin türüne bağlıdır. Çocuk doğduktan sonra tekrar etme riski Trizomi 21’de %1’in altındadır. Anne ve babanın yaşlarına bağlı değildir. Mozaik formda risk yüksek değildir, fakat istisnalar oluşmaktadır. Translokasyonlar çocukta yeni oluşmuş olabilir, o zaman tekrar etme riski yoktur. Translokasyon bir ebeveyn tarafından genetik olarak verildiğinde, o zaman tekrar etme riski %8 ile %10 arasında değişmektedir. 

Down sendromlu çocuklar ilköğretim çağında mutlaka özel eğitim kurumlarına veya özel alt sınıflara mı gönderilmelidirler?
0 – 6 yaş arası erken müdahale programları ile özel eğitim almış ve normal gelişim çizgisine ulaşmış Down Sendromlu çocuklar normal okul ve sınıflarda eğitim görebilmektedirler.

Down sendromlu kişilerin duygusal ve cinsel hayatı var mıdır?
Down Sendromlu kişilerin zengin bir duygusal dünyası vardır. Aşık olabilirler, flört edebilirler, evlenebilirler. Down Sendromlu kadınların Down Sendromlu çocuk sahibi olma riskleri %30’dur. Çocuk sahibi olabilmeleri ile ilgili olarak ülkelere göre değişen yasal düzenlemeler ve kısıtlamalar söz konusudur. 

Down sendromlu yetişkinler çalışabilirler mi?
Erken müdahale programları ile yetiştirilen Down Sendromlu kişiler, kendilerine uygun işlerde istihdam edilebilmektedir. Down Sendromlu kişiler bu görevlerini sadakat, azim ve büyük bir beceriyle gerçekleştirmektedirler. Dünyanın ileri ülkelerinde onların istihdamı büyük bir sorun yaratmamaktadır. 

Down sendromluların yaşam süreleri nedir?
Eğer kalp problemleri yoksa iyi bakıldığın da yaşam süreleri fazla etkilenmemektedir. 60-70 yaşına kadar yaşam süreleri devam edebiliyor. Bir fazla kromozomun yarattığı bağışıklık sistemindeki zayıflık ve buna bağlı olarak enfeksiyona açık olmaları, %40’ında kalp problemleri olması iyi bakılmadıkları takdirde yaşam sürelerini kısaltmakta. 

Benim çocuğum 16 aylık ve dili dışarıda. Ne yapabilirim?
Eğer dil dışarıda ise dili içeriye sokmaya çalışabilirsiniz. Göz kontağı kurarak veya ayna önünde karşılıklı dilinizi içeri çekerek “bak bende yok” diyerek kapatabilirsiniz. Sürekli uygun bir dille uyarmalısınız. Böylece alışkanlık haline dönüşür. Mekanik olarak sürekli bir şeyle itme gerekmez. Emzik kullanılıyorsa o bu işlevi yerine getirir. 

Dikkat bozukluğu belirtileri nelerdir?

– Ayrıntılara dikkatini vermekte zorlanır ve ödevlerinde, işlerinde hatalar yapabilir.

– Üzerine aldığı görevlerde ya da etkinliklerde dikkati dağılır.

– Kendisi ile konuşulduğunda dinlemiyormuş gibi görünür.

– Okul ödevleri ve diğer işlerindeki görevlerini tamamlayamaz.

– Üzerine aldığı görevleri düzenlemekle ilgili sıkıntı yaşar.

– Zihinsel çaba gerektiren görevlerden kaçınır.

– Dikkati dış uyaranlarca dağılır.

– Günlük etkinliklerinde unutkandır.

Hiperaktivite belirtileri nelerdir?

– Elleri ayakları kıpır kıpırdır.

– Oturmasının gerekli olduğu durumlarda oturduğu yerden kalkar.

– Uygun olmayan durumlarda koşturur, tırmanır.

– Sakin bir biçimde oyun oynamakla ilgili zorluk yaşar.

– Çoğu zaman hareket halindedir.

– Çoğu zaman çok konuşur.

Dürtüselliğe bağlı belirtiler nelerdir?

– Sorulan soru tamamlanmadan cevabını verir.

– Sırasını beklemekle ilgili güçlük yaşar.

– Çoğu zaman başkalarının sözünü keser ya da yaptıklarının arasına girer.

Bu tanının konabilmesi için bu belirtilerin yanı sıra belli kriterler göz önünde bulundurulmakta ve tanılama psikiyatristlerce yapılmaktadır. Bu problemlerin varlığından şüphelenen aileler gerekli uzmanlara başvurmaları önemlidir.

Özel öğrenme güçlüğü nedir?

Bir çocuğun okuma yazılı anlatım veya matematik beceresinin yaş zeka ve eğitim düzeyine göre beklenenden belirli düzeyde geride olması durumudur. Bu üç alandan birinde yaşanabileceği gibi bu alandaki bozulmalar bir arada görülebilmektedir. Kesinlikle zeka geriliği değildir. Özgül öğrenme güçlüğü tanısının konulabilmesi için çocuğun zeka düzeyinin normal sınırda yada üzerinde olması gerekmektedir.